Roman Kuramı
On sekiz roman, üç deneme, iki öykü ve iki şiir olmak üzere yirmi beş kitabı yayımlanmış olan Necdet Özkaya kendi Roman Kuramı ve Uygulamalarını Roman Yazarı olmak isteyenlere sunuyor.
Necdet Özkaya’nın daha önce yayımlanmış olanRoman Hayattır, Edebiyat Başka Türlü Anlatmaktır, Dillere Destandır Dilim adlı Deneme serisini tamamlayacak olan Roman Kuramı ve Uygulamaları, roman yazmak ya da eleştirel ve etkin okur olmak isteyenlere ahkâm kesmeden yol gösteriyor.
GÜRKAN AKGÜNEŞ
Roman Kuramı ve Uygulamaları adlı deneme kitabınızı neden yazdınız?
7.060 sayfada yazdığım kelime sayısı 1.251.881 olmuştu.
Ahkâm kesmeden, ders vermeden, üstünlük taslamadan, üstten bakmadan, sakince ve alçakgönüllülükle, yapmam gerekenleri yapmalıyım, dedim içimden.
Yol gösteren olmalıydım, yürüdüğüm yollarda karşılaştığım zorlukları nasıl aştığımı anlatmalıydım, nasıl ve nerede yazdığımı kaleme almalıydım, yazmanın, özellikle roman yazmanın ne kadar büyük bir keyif verdiğini söylemeliydim…
Roman Farklı Anlatmak ve Yazarak Göstermektir…
Romanda başarı, yaşayarak, deneyim biriktirerek mi elde edilir, yoksa iyi bir roman için zihinsel birikim ve hayal gücü daha mı önemlidir?
Roman Kuramı ve Uygulamaları’nda anlatmıştım; sadece zihinsel birikim ve hayal gücüyle roman yazılabilir elbette, evde oturarak, hayatı ansiklopedilerden, yayımlanmış anlatılardan okuyarak, başkalarından dinleyerek ve kısmen öğrenerek ya da çok hareketli, inişleri ve çıkışları yoğun yaşanan bir hayatı sürdürürken edinilen deneyimlerin yardımıyla da romanlar kaleme alınabilir. Nitelikli romanlarsa, ancak bunların hepsinin biraraya geldiği koşullarda tamamlanabilir.
Yoğun yaşayarak, anılar, deneyimler biriktirerek, çok okuyarak, araştırmalar yaparak gelinen noktada, ulaştığı yerde kendini hazır hisseden Yazar, doğuştan gelen yeteneklere, zekâya ve hayal gücüne de sahipse, hiç unutulmayacak ölümsüz yapıtları kaleme alabilir. Dünya edebiyatı bunların örnekleriyle doludur.
Sizce uzun zamandır roman yazmayı tasarlayan bir kişi, ne zaman ilk cümlesini yazmaya hazırdır?
İlk cümle çok önemlidir, roman yazmayı tasarlayan kişi, bu cümleyi yazmadan önce uzunca bir süre düşünmelidir ancak bu ilk cümleyi yazmak yeterli değildir, önemli olan bunun devamının getirilmesidir, onlarca, yüzlercesayfa boyunca sürecek olan bir maraton koşusunun son adımını atabilmektir.
Kişinin kendini hazır hissettiği ve yazmaya başlayabileceği en önemli an şudur: Çok okuyan ve romanlar yazmayı tasarlayan kişi, başka yazarların romanlarını okuduktan sonra onlar arasında kıyaslama yapabildiği, nitelikli ve sıradan romanlar arasındaki farkı anlayıp eleştirebildiği ve bunu anlatabildiği an artık yazmaya hazır demektir.
Roman, konusu, kurgu, olay örgüsü, karakterler, mekân ve zaman gibi öğeler bir bütün olarak tamamlandığında mı yazılmalı?
Hayır, romanı iyi düşünülmüş ve belirlenmiş bir giriş cümlesiyle yazmaya başlamalı ve disiplinli bir çalışmayla, diğer öğeleri bizzat kendisi belirleyen romanın yönlendirmelerine de uyarakson cümleye ulaşılmalıdır; ben, hep böyle yazdım romanlarımı. Kaleme alma sürecinde yazarın yaşadıkları, olağanüstü olaylar, öğrenilenler tüm kurguyu, olay örgüsünü, zamanı ve mekânı değiştirme gücüne sahip olmaktadır.
Çok farklı planlamalar yaparak ilk cümlesini yazıp yola çıkan yazarın zihinsel, duygusal durumu, yazma sürecinde yaşadıkları, fiziksel, ruhsal sağlığı ya da hastalıkları, toplumsal, siyasal, ekonomik gelişmeler, deprem, sel, yangın gibi olaylar yazarı ciddi olarak etkilemekte ve yazılan romanın seyrini, hedefini, amaçlarını, coğrafyasını, ruhunu farklılaştırabilmektedir.
Roman mı yazarı şekillendirir, yazar mı romanı?
Romanı yazmaya Yazar başlar ancak çok kısa bir süre sonra Roman, bir kişilik kazanır ve doğru bildiği yolda ilerlemeye başlar yani Roman, bizzat kendini şekillendirir.
Çok sayıda romana imza atmış bir yazar olarak, yazım süreci düşünsel ve ruhsal açıdan sizi nasıl etkiliyor. Son cümleden sonra neler hissediyorsunuz?
Roman yazmanın tedavi edici etkisi olduğunu biliyorum. Yayımlanmış yirmi altı kitabımın on sekizi roman, bugünlerde on dokuzuncu romanımı yazmayı sürdürüyorum ve yazmadığımda kendimi iyi hissetmiyorum. Her romandan önce yazıp yazamayacağımı, yeni bir kurguyla ilerleyip ilerleyemeyeceğimi düşünerek korkulara kapılıyorum, en büyük korkumsa kendimi yineleyeceğime, yeni şeyler üretemeyeceğime dair kuşkularımdan ortaya çıkıyor. İlk cümleden sonra her gün kelimelerle, satırlarla, cümlelerle ilerleyerek alt bölümleri yazmayı tamamladığımda, fiziksel sorunlarıyla ciddi ağrılar yaşayan birisine damarından ağrı kesici verilmiş gibi rahatlıyorum.
Bilindiği üzere insanın beyni, toplam vücut ağırlığının sadece %2’si ancak günlük enerjininneredeyse %25’ini tek başına harcıyor; roman yazmaksa ciddi düşünsel enerjiyi gereksiniyor ve ben, bu nedenle yazım sürecinde, düşünsel açıdan kendimi çok yorgun ancak ruhsal, zihinsel, duygusal açıdan yeniden doğmuş gibi hissediyorum. Son cümleden sonra romanı yedi kez daha çalışacağım için işimin tamamlanmadığını düşünüyor ve huzursuzluk da yaşıyorum.