Blog Kategorileri

İki Arada Bir Derede: “Yersiz Yurtsuz”

Négar Djavadi, Yersiz Yurtsuz’da sürgünü bir yer değiştirme olarak görmez. Esas sürgün, insanların vatanından kopmasıyla başlayarak peyda olan dil, alışkanlıklar ve belleğin sürgün edilmesidir. Cinsiyet eşitsizliği, Batı’nın bir özgürlük cenneti gibi algılanması, Doğu’nun baştan aşağı bağnaz olduğu gibi konulara değinen Négar Djavadi, girizgâhta değindiğim “kelebek etkisi”ni görsel hafızasıyla birleştirerek işlediği konulara tarafsız bir biçimde yaklaşmakla birlikte, ortadaki sorunu okura bırakarak çağdaş bir anlatı ortaya koyar.

Devamı
06/07/2026 13:16

Le Carré'nin izlerini taşıyan klasik bir casusluk romanı olan İdealist, Doğu Timor'un bağımsızlığına giden çalkantılı yolu konu alıyor.

Yazan: Lucía Caballero Çeviren: Ayşe Caner İdealist, Avustralyalı yazar, akademsiyen Nicholas Jose'nin sekizinci romanıdır. 1999'da Doğu Timor'un kendi kaderini tayin referandumuna giden çalkantılı dönemde geçen roman, ölçülü ve düşündürücü kalmasına rağmen, siyasi bir gerilim romanı biçimindedir.

Devamı
11/06/2026 19:54

Uçurumun Kenarından Bakış

Şili’deki Puentes Ajansı ile Bir Röportaj

Devamı
11/06/2026 19:48

YAZMANIN KISITLAMALARI

Paris’te Yedi Günah yazarı Tullio Forgiarini ile söyleşi

Devamı
11/06/2026 19:44

Jan Devrim: “Temel motivasyonum sıradan insanları, onların hayatlarını ve duygularını yazmak.”

Aynur Kulak Çağdaş edebiyatımıza öykü kitabı ve romanlar kazandıran, Arifiye’de Kuşlar ile edebi külliyatına yenisini ekleyen Jan Devrim içten anlatımı ve yalın diliyle dikkat çekiyor. “Bir hayalim var: Yıllar, çok yıllar sonra, bir insan benim bir kitabımı, bir öykümü tesadüf eseri okursa, ‘2000 yılının önünde arkasında yaşayan insanların hayalleri, duyguları, özlemleri bunlarmış’ diyebilsin istiyorum. O yüzden, büyük olayları, büyük kavgaları, ölümleri, toplumu değiştiren dertleri anlatamıyorum. Onun yerine, bir küçük çocuğun, yolculuk sırasında duyduğu kuş sesini anlatıyorum.” diyor Jan Devrim edebiyata ve hayata ilişkin hayallerini bizimle paylaşırken. Jan Devrim ile yaptığımız kapsamlı söyleşi için buyurun lütfen. Arifiye’de Kuşlar öykü seçkisi içerisindeki öykülerinizi yazarken temel motivasyonunuz neydi? Ya da şöyle soracak olursam temel meseleniz, odaklandığınız temalar nelerdi? Temel motivasyonum sıradan insanlar, onların hayatlarını ve duygularını yazmak. Bir hayalim var: Yıllar, çok yıllar sonra, bir insan benim bir kitabımı, bir öykümü tesadüf eseri okursa, “2000 yılının önünde arkasında yaşayan insanların hayalleri, duyguları, özlemleri bunlarmış” diyebilsin istiyorum. O yüzden, büyük olayları, büyük kavgaları, ölümleri, toplumu değiştiren dertleri anlatamıyorum. Onun yerine, bir küçük çocuğun yolculuk sırasında duyduğu kuş sesini anlatıyorum. Arifiye’de Kuşlar öyküsünü ve bu öykünün ismini neden kitaba vermek istediğinizi konuşmak istiyorum sizinle. Öykünün içinden bir tren geçiyor, bir yolculuk ve göç hikayesi bu ve içinde umutsuzluğu barındırsa da umudun da hikayesi. Bu öykü, bir insanın yaşadıklarından esinleniyor aslında. Gerçekten Erzurum’dan yola çıkmış bir ufak çocuk, yıllar önce, yaklaşık 50 yıl önce, o istasyonda durdu, kuşları dinledi ve içinde korku, ümit, endişe ile yola devam etti. Bu göçü yaşayan insanın hayatında, bana o an, gözyaşları ile anlatacak kadar büyük etki bırakmıştı. Aslında ne kadar sıradan bir olay, öyle sıradan ki, hepimiz her gün kuş seslerini duyuyoruz. Ama o küçük çocuk, o anda kuş sesleri ile hayatının en önemli anını yaşamıştı. Bugün, hepimiz geçmişimize baksak, anlamsız, küçük bir anı, bizim hayatımızın dönüm noktasıdır. Çok uzun zaman aradığım tanımı, tarihçi Cemal Kafadar yaptı: “Yakından bakıldığında sıra dışı olmayan kimse var mı?” Ben yaşadığım küçük şehirde, herkesin ilginç, dinlemeye değer bir öyküsü olduğunu görmüştüm. Sonra, büyük şehrin gürültüsünde, bu öykülerin sesi kısıldı. Hepimiz birbirimize benzemeye başladık. Aslında, aradığım bizi özel kılan bu farklılıklar. Sevdiklerimiz, sevmediklerimiz, hayal kırıklıklarımız, arzularımız, bizi heyecanlandıran ya da korkutan hayaller. Bu öykü, bir çocuğun, ömrünün büyük kısmı boyunca taşıdığı bir anı bize anlatıyor. Okuyucu, o çocuğun gözünden dinliyor ama ben bana anlatan gözü yaşlı, hayal kırıklıkları ile dolu, ömrünün çoğu bitmiş bir insandan dinlemiştim. Kuşların öyküdeki varlığı önemli, bu imgeyi de konuşmak isterim. Kuşlar, bu öyküde ve bir önce çıkan romanımda önemli bir yere sahip. Onların varlığı bize ümit veriyor, hayatın devam ettiğini, sabah olduğunu ya da olacağını hatırlatıyor. Ben sabah evden çıktığımda, kuş seslerini duyabiliyorsam, daha mutlu oluyorum. Herhalde, bir makinistin durup kuş sesini dinlemesinde de bunları görmek lazım. Bir çocuğun bunu unutmamasında da. Kitap içerisindeki her öykü birbirinden bağımsız fakat geçmişle veya şimdiyle olsun ve diğer yandan geleceğe doğru da uzanan bir bağ da kurulmak isteniyor her öyküde. Bütüncül olarak öyküleri bu bağ kurmak isteği üzerinden konuşabilir miyiz? Mesela taşra insanı anlatısı var bu bütünlük içinde veya o an ne hissediyoruz; bir eşya veya bir koku bizi hangi hatıranın içine götürüyor gibi detaylar tek tek öyküleri bütünlüğe kavuşturuyor. Taşra ya da küçük şehir aslında birçoğumuzun bir şekilde değmeye devam ettiği ya da değmesi gereken bir yer. Mahallemiz orası, içimizde o koku hala var. Birçoğumuzun en azından. Bu ülkenin büyükşehir nüfusu ikinci, üçüncü kuşağı yeni görmeye başladı. Bir adım geriye gidince, 1. Dünya Savaşı’nın arkasında, bir avuç kalmış, fakir Anadolu’nun bir köyüne varıyoruz. Taşranın içimize bıraktığı ilişkiler, onların bağları, kavramları, insanların zannettiğinin çok derininde. O bağı, ilişkiyi, sesi bulmaya çalışıyorum. Birçok insan, elbisesini giydiği gibi, başka bir yüzü, sesi giymeye çalışıyor, giydiğini zannediyor. Oysa, o koku içimizde yaşıyor. Belli kavramlara gelince bunu daha iyi görüyoruz. Hele hele, içimizdeki büyük seslere hitap eden, kıskançlık, şehvet, istek, korku, nefret gibi kavramlara gelince, kurduğumuz o dünyanın yüzü siliniyor, yerine başka bir yüz geliyor. Her ne ise o. Ben insanların içindeki o kokuyu arıyorum. Kaybettiklerinde üzüldükleri, gördüklerinde utandıkları o kokuyu. Kiminin sahiplenerek varlığını kabul ettiği, kiminin de reddederek. Geçmişin, ailemizin, babamızın, çay bardağının, komşu çocuğunun oyuncağının, terk edildiğimiz anın üzüntüsünün kokusunu bulmaya çalışıyorum. Bazen bu koku bir unutulmuş, yıpranmış, atılmış koltukta çıkıyor, bazen de birbirine zıt gibi görünen iki kadının yıllanmış ilişkisinde.

Devamı
11/06/2026 19:41

Aile ve kimlik üzerine çarpıcı insan hikâyeleri: Dikiş Tutmaz

Sülbiye Yıldırım 2025’i uğurlarken, konusu, karakterleri ve sağlam kurgusuyla yine güzel, ilgi çekici bir Bahar Yaka novellası ile buluştuk. Dikiş Tutmaz, yetkinliğini kanıtlamış, kendine özgü sesini, özgün üslubunu yaratan bir yazarın yapıtı.

Devamı
11/06/2026 19:37

Kadın, Hekim, Yazar (I): Nawal el Saadawi

Sevdiği işi meslek yapanlardanım. Diyebilirim ki, kitaplarla haşır neşir olmanın hayatın profesyonel etkinliği haline gelmesinin avantajları olduğu kadar dezavantajları da var. Okumayı seven herkes bilir: okunacaklar listesinin sonu hiç gelmez…

Devamı
11/06/2026 19:34

Kuantum Karmaşası

Ockham Yeni Zelanda Kitap Ödülleri Jann Medlicott Acorn Kurgu Ödülü'ne aday gösterildi.

Devamı
11/06/2026 19:25

Frankenstein romanını neden okumalıyız ?

Yazan: Thomas Ehrlich ve Ernestine Fu Çeviren: Ayşe Caner Arkadaşlarımızın neden kurgu okumaları gerektiğini sık sık sorduğunu duyarız. Tarihten, bilimin sınırlarında olup bitenlerden ve insan davranışına dair çağdaş çalışmalardan öğrenilecek çok şey olduğunu söylerler. Neden kısıtlı "boş zamanlarını" en iyi ihtimalle sadece eğlence amaçlı kurgu okuyarak geçirsinler ki?

Devamı
11/06/2026 19:23

İnceleme: Bataklık

Kelly Ana Morey, Becky Manawatu'nun merakla beklenen ikinci romanı olan Yılan Baığı Avı’nın devamı Bataklık'ı değerlendiriyor ve Manawatu'nun yazımının güzelliği ve büyüleyici karakterleri karşısında etkilendiğini söylüyor.

Devamı
11/06/2026 19:19

Ödüllü Bir Tiyatro Oyunu: Kar Küresi

Yazan: Gül Şener Ayla, Havva, Ahmet, Memo, Cemal… Her biri metni okurken gözümde canlanıveren, sanki uzun zamandır tanıdığım insanlar. Kar Küresinde sahici, akıcı diyaloglar var. Bir sahne metni olmasının yanında bir romanı ya da öyküyü okur gibi içine çekiyor.

Devamı
11/06/2026 19:15

İngiltere’den bir Süfrajet Romanı: Bir Yıldız Bir Yıldız Daha

Yazan: Wendy Kirk Türkçesi: Ayten Vanlı Genç kadınlar için Süfrajet romanı tavsiye etmek istiyorum; Sheena Wilkinson’un kaleminden Bir Yıldız Bir Yıldız Daha. Bence şu ana kadar İngiltere kadın hareketi üzerine yazılmış en iyi roman!

Devamı
11/06/2026 19:13

SADECE BİR GÜNLÜK MÜ?

Yazan: Peter Huemer Almancadan çeviren: Berrin Yılmaz Constantin Schwab, Valerie Vogler Günlüğü ile ilk romanını sunuyor ancak ilk kitabı değil. Kendine oldukça zorlu bir görev koymuş: sadece bir yönünü belirtmek gerekirse, sanatın kendisini ve gerçekliği nasıl algıladığımızla iç içe geçmesi hakkında bir roman.

Devamı
11/06/2026 19:09

Şiddet ve İnsan Gerçekliği

Kral kitabının yazarı Szczepan Twardoch ile Söyleşi

Devamı
11/06/2026 19:02

Kasabanın kadınları: İsmine Aldanmayın

Bu düşündüğünüz gibi bir gençlik romanı değil. Evet gençlik romanı ama düşündüğünüz gibi değil: Romantizmi unutun, şiddeti düşünün. Psikolojik ama aynı zamanda fiziksel. Çünkü evet, kızlar da kaba olabilir. Kendilerine doğru. Ama aynı zamanda başkalarına karşı da. Şüpheniz mi var?

Devamı
11/06/2026 18:56

İŞTE OKUNASI KİTAPLAR…

Kitapçıların raflarında yer alan 6 kitabı sizler için yorumladım…

Devamı
11/06/2026 18:48

Tıkınmaya Değer Kitaplar

Bir süre önce, “tıkınmaya değer kitaplar” macerasını bitirdiğimde, size özellikle beğendiğim bazı kitaplardan bahsedeceğimi söylemiştim. Yakın zamanda Christine Daffe'nin Ayrıkotu Kitap tarafından yayınlanan Gamlar adlı kitabını okudum.

Devamı
11/06/2026 18:43

Petrol Mezarlığı

Nijerya'da çokuluslu şirketler tarafından petrol arama çalışmaları 1950'lerden beri devam etse de, çevresel sorunlar ve buna bağlı ekolojik sorunlarla birlikte Nijer Deltası'ndaki petrol arama çalışmaları günümüzün en canlı ve güncel konularından biri olmaya devam ediyor. Şiir, tiyatro, kurgu veya şarkı gibi farklı türler kullanan Nijeryalı yazarlar ve sanatçılar, petrol arama çalışmaları yapan firmaların kibirleri ve buna bağlı ekolojik sorunlar hakkında güçlü ve kalıcı anlatılarla ülkenin edebiyatını büyük ölçüde zenginleştirdiler. Bu yazarlar arasında John Pepper Clark, Gabriel Okara, Tanure Ojaide, Tess Onwueme, Kaine Agary, Ahmed Yerimah, Nnimo Bassey, Ebi Yeibo, Obari Gomba, Ike Okonta, Ibiwari Ikiriko, Ogaga Ifowodo ve Sam Ukala sayılabilir.

Devamı
10/06/2026 21:46

Bana neler ilham veriyor?

Romancı olmak için ilham perisinin fısıldadıkları yetmez. Duyduğum bir sözle, bir kokuyla, bir tatla birlikte ilham perisi sürekli kulağıma bir şeyler fısıldıyor ve zihnimde sürekli yeni hikâyeler şekilleniyor. Bir cümle, bir haber, birinin ilk bakışta önemsiz görünen ufacık bir mutluluğu aklımda bir romanın konusuna dönüşüveriyor.

Devamı
10/06/2026 21:43

Yaşar Kemal’in edebi gazeteciliği; Anadolu röportajları*

Usta yazar, folklordan, mitolojiden beslenmiş, doğduğu coğrafyanın tabiatını, insanını, destanlarını, halk hikâyelerini, yoksulluk, şiddet, dayanışma, yozlaşma, doğa tutkusu, insan-doğa çatışmasını röportajlarına taşımıştır.

Devamı
10/06/2026 21:41
ideasoft e-ticaret paketleri ile hazırlandı.